

Futbolun en büyük adaletsizliği hafızasızlıktır. Bir oyuncu dün seni şampiyonluğa taşır, bugün iki maç susar ve bir anda tartışma konusu olur. Mauro İcardi’nin yaşadığı tam olarak budur. Oysa gerçekler ortada ve yüksek sesle konuşuyor.
Geçen sezon ciddi bir ameliyat geçirdi. Uzun süre sahalardan uzak kaldı, ritmini kaybetti, fiziksel ve mental olarak zor bir süreçten geçti. Birçok futbolcu bu noktadan geri dönemiyor. İcardi döndü.
Bu sezon 15 maçta forma giydi. Çoğunda ilk 11’de bile değildi. Buna rağmen 8 gol attı ve Galatasaray’ın şu an en skorer ismi. Bu, tesadüf değil; bu, saf golcülük refleksi.
Buna karşın “istenmiyor” algısı yaratılmaya çalışılıyor. Oysa aynı ligde milyon euro kazanıp her hafta sahaya çıkan, ancak bu sayılara yaklaşamayan oyuncular var. Onlar sorgulanmıyor, ama İcardi tartışılıyor. Çünkü beklenti yüksek. Çünkü standart o.
Antalyaspor maçında bunu net şekilde gördük. Osimhen yüzde yüzlük üç pozisyondan yararlanamadı. Futbolun doğasında var. Ama İcardi, çok daha zor bir pozisyonda, tek vuruşla farkını gösterdi. Büyük golcü, zor olanı kolay gösterendir.
İki şampiyonluk sezonunda İcardi’nin katkısı tartışılmaz. Kritik anlarda sorumluluk aldı, maç çözdü, takımın özgüvenini yukarı çekti. Büyük oyuncu dediğin tam da budur.
Kiloları konuşuldu. Koşmuyor dendi. Aile sorunları gündeme getirildi. Futbol dışı ne varsa sahaya taşındı. Ama sonuç değişmedi: İcardi gol atmaya devam etti.
Bu ligde 8 gol atmak kolay değil. Hele ki sakatlıktan dönmüş, ritmini arayan ve çoğu maç yedekten gelen bir santrfor için hiç değil.
Son söz net:
Mauro İcardi, Türkiye’ye gelmiş en iyi santrforlardan biridir. Algılar gelir geçer, ama kalite kalır.
İmparatorlar susar.
Golleri konuşur.



