

Futbolda başarı kadar zor olan bir şey varsa, o da başarının ardından aç kalabilmektir.
Galatasaray son üç sezonda Icardi, Sánchez, Torreira, Muslera ve Mertens gibi isimlerle Türkiye Ligi’ni adeta silip süpürdü. Şampiyonluklar geldi, kupalar geldi, ezeli rakipler geride bırakıldı. Ancak bugün sahaya bakıldığında şu soru kaçınılmaz:
Bu devir yavaş yavaş bitiyor mu?
Sahadaki Galatasaray artık o “aç, savaşan, rakibini boğan” takım değil. Oyuncuların üzerinde belirgin bir başarıya doygunluk hissi var. Kazanma refleksi yerini alışkanlığa, mücadele ise konfora bırakmış gibi. Dinamik yapı dağılmış, tempo düşmüş, reaksiyonlar gecikmiş durumda.
Savunma hattı bunun en net örneği.
Bir dönem ligin en uyumlu ikililerinden olan Abdülkerim–Sánchez hattı artık alarm veriyor. Sánchez’in gereksiz top sevdası ve kademe hataları, Abdülkerim’in zaten bilinen yavaşlığıyla birleşince savunma her maç rakibe davetiye çıkarıyor. Eskiden bu ikili hatayı telafi ederdi, bugün hatalar üst üste biniyor.
Ancak mesele sadece sahadaki oyuncular değil.
Okan Buruk Gerçeği
Hakkını teslim etmek gerekir:
Son üç yılın Galatasaray başarısında Okan Buruk’un imzası büyüktür. Ama futbol geçmişle değil, bugünle konuşur. Eğer başarıda payı varsa, bu takımın bugün tel tel dökülmesinde de sorumluluğu vardır.
Çünkü artık çok net bir sorun var:
Oyuncu kayırmaları.
Son lig maçı ve özellikle Fenerbahçe derbisindeki kadro tercihleri bunu açıkça gösterdi. Form değil, isim oynuyor. Performans değil, alışkanlık tercih ediliyor. Galatasaray sahada maç kaybetmiyor belki ama kulübede kaybediyor.
Değişiklikler geç kalıyor, yanlış oyuncular oyunda kalıyor, doğru hamleler yapılmıyor. Bu tablo, teknik direktör takıntılarının takımın önüne geçtiğini gösteriyor.
Karşı Cephede Başlayan Hareket
Tam bu noktada ibre tersine dönüyor.
Fenerbahçe cephesinde ise bambaşka bir ruh var. Hevesli, aç, enerjik ve istekli bir takım. Galatasaray’daki doygunluk hissine karşılık, Fenerbahçe’de bir şeyleri ispat etme arzusu göze çarpıyor.
Bu tablo bir tesadüf değil.
Eğer Galatasaray uyanmaz, kendini yenilemez, bu rehaveti kırmazsa; önümüzdeki yıllarda ligin iplerini Fenerbahçe’nin eline vermesi sürpriz olmaz.
Sonuç: Perdeler Kapanıyor mu?
Belki de Türk futbolu yeni bir hikâyenin eşiğinde.
Birinci perde kapanıyor: Galatasaray’ın son üç yıllık mutlak hâkimiyeti
İkinci perde açılıyor: Aç, dinamik ve hırslı bir Fenerbahçe dönemi
Okan Buruk için de soru net: Ya bu dönüşümü başlatacak, ya da bu devir onunla birlikte kapanacak.
Çünkü artık gerçek şu: Galatasaray sahada değil, kulübede kaybediyor.



