

Türk futbolunda bazı geceler vardır; skor tabelası yalnızca sonucu değil, niyeti de yazar. Galatasaray, Turkcell Süper Kupa yarı finalinde Trabzonspor karşısında aldığı 4-1’lik galibiyetle tam da bunu yaptı: “Buradayım ve hazırım.”
Gaziantep Büyükşehir Stadyumu’nda oynanan karşılaşma, kağıt üzerinde bir yarı finaldi; sahadaki karşılığı ise bir güç gösterisi oldu. Sarı-kırmızılılar oyuna temposunu dayattı, alanları doğru paylaştı ve doğru anlarda vitesi yükseltti. Skorun mimarları; dinamizmiyle fark yaratan Barış Alper Yılmaz, savunmadan hücuma katkısıyla alkış alan Eren Elmalı, form grafiğini her hafta biraz daha yukarı taşıyan Yunus Akgün ve klas dokunuşuyla yine sahneye çıkan Mauro Icardi oldu. Trabzonspor’un tek golü ise Felipe Augusto’dan geldi.
Bu maçın asıl hikâyesi gollerden ibaret değil. Galatasaray, oyunu iki yönlü oynama konusundaki kararlılığını bir kez daha ortaya koydu. Top rakipteyken doğru yerleşim, top kendisindeyken sabırlı ama tehditkâr bir dolaşım… Orta saha bağlantıları net, kenar katkıları belirgin, ceza sahası içi bitiricilik ise üst düzeydi. Kısacası; plan vardı, plan işledi.
Trabzonspor cephesinde ise bireysel parlamalar dışında oyunun geneline yayılan bir reaksiyon görmek zor oldu. Baskı anlarında kopan hatlar ve geçiş savunmasındaki aksaklıklar, skorun erkenden Galatasaray lehine kırılmasına yol açtı. Bu tür büyük maçlarda “denge” belirleyicidir; denge bozulduğunda sonuç kaçınılmaz olur.
Ve final… Galatasaray, Süper Kupa’da adını finale yazdırırken rakibini beklemeye geçti. Finalde sarı-kırmızılıların karşısına Fenerbahçe ya da Samsunspor çıkacak. Kim gelirse gelsin, bu yarı final performansı Galatasaray adına güçlü bir referans. Çünkü bu galibiyet sadece bir skor değil; sezonun geri kalanına dair net bir mesajdı: Form, plan ve özgüven aynı potada birleştiğinde Galatasaray’ın hedefi kupadır.
Şimdi gözler finale çevrildi. Sahada aynı ciddiyet, tribünde aynı inanç… Kupaya giden yol, bu gecede atılan sağlam adımlarla biraz daha kısaldı.



